resim
E-Bülten

Ceza Mevzuatına Getirilen Yeni Değişiklikler

Hukuk Bülteni Ana Menü

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, 4 Nisan 2015 tarih ve 29316 sayılı Resmi Gazete’de 6638 Sayılı Polis Vazife Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”) yayımlanmıştır.

 

 

KANUNUN YÜRÜRLÜĞE GİRİŞİ

 

Kanun, yayımlandığı tarih olan, 4 Nisan 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

 

KANUN İLE GETİRİLEN DÜZENLEMELER

 

1.            2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun “Durdurma ve Kimlik Sorma” başlıklı 4/A maddesinin altıncı fıkrasına eklenen kısım ile polis tarafından durdurulan bir kişinin üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphe varsa polisin, el ile dıştan kontrol dışında, kişinin üstü ve eşyası ile aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerini araması mümkün hale getirilmiştir. Düzenleme ile kolluk amirinin yazılı, acele hallerde ise sözlü emriyle bu arama yapılabilir.Kolluk amirinin bu kararı yirmi dört saat içinde görevli hakim denetimine sunulur.Aracı aranan kişiye arama gerekçesini içeren bir belge verilir. Eski düzenlemeye göre kişinin üstü veya eşyası ile aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen kısımların açılması ve bu yerlerde arama yapılabilmesi Hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının yazılı emri gerekmekteydi.

 

2.            2599 sayılı Polis ve Salahiyet Kanununun 13. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmıştır. Söz konusu madde, polisin hangi hallerde kimleri yakalayabileceğini düzenlemektedir. Maddenin önceki halinde polisin yakalama yapabileceği haller tek tek ve ayrıntılı olarak sayılmışken yeni değişiklikle bu hallere ‘başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenlerin’’ de polis tarafından yakalalanacağı hususu ayrıca ilave edilme lüzumu görülmüştür. ‘‘Başkanlarının can güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğü’’ hususunun hangi hallerde gerçekleşmiş kabul edileceği ve polisin yakalama yetkisini yasaya uygun olarak kullanmış olacağı hususu düzenlemede açıklanmamıştır. Maddenin önceki halinde polisin yakalama işlemini yaptıktan sonraki vazifesi ‘‘gereken kanuni işlemleri yapmak’’ olarak düzenlenmiştir. Ancak getirilen değiişiklik ile polisin yakaladığı kişiye karşı kişinin eylemi  veya durumun niteliğine göre; ‘‘koruma altına alma’’, ‘’uzaklaştırma’’ ya da ‘’yakalama ve gerekli kanuni işlemleri yapma’’ şeklinde vazifeleri vardır.  Yeni düzenleme ile getirilen polisin, kişinin eylemi ve duruma göre ‘‘uzaklaştırma’’ ya da ‘‘koruma altına alma’’ denilen vazifelerinin içeriği, hangi hallerde ve hangi usulde kullanılacağı hususu düzenlemede açıklanmamıştır.

 

3.            Getirilen bir başka değişiklik ile polis, yapılan bir tahkikat esnasında ifadesine başvurulması lazım gelen müşteki, mağdur veya tanıkların, talepte bulunmaları halinde, ikamet ettikleri yerlerde ya da işyerlerinde ifadelerini alabilecektir. Bu düzenlemede dikkat edilmesi gereken husus, herhangi bir tahkikat nedeniyle müşteki, mağdur veya tanık sıfatında olan bir kişinin ancak ‘‘kendi talebi olur ise’’ polisin, kişinin ikameti veya işyerine gelerek ifade alma yetkisinin olduğudur. Nitekim kanun tasarısında bu düzenlemenin gerekçesi olarak müşteki, mağdur veya tanıkların ifade vermek amacıyla polis merkezine gelerek işgücü ve zaman kaybına uğramamaları; fiziksel engel vb.sağlık problemleri olan kişilerin durumları gösterilmiştir. Kişilerin talebi olmaksızın ev veya işyerlerine polis tarafından girilmesi ve müşteki, mağdur veya tanık sıfatında ifadelerinin alınması söz konusu olmamalıdır.

 

4.            2559 sayılı Kanunun “Zor ve Silah Kullanma” başlıklı 16. Maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan polisin görevini yaparken direniş ile karşılaşması durumunda direnişi etkisiz hale getirmek amacıyla kullanacağı maddi güçler arasında bulunan “basınçlı su” ibaresi “basınçlı ve/veya boyalı su” olarak değiştirilmiştir. Kanun tasarısında boyalı su kullanılmasının gerekçesi olarak; toplumsal olaylarda suç işleyenlerin tespit edilmesi ve yasadışı toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin dağıtılması esnasında kişilerin boyalı su ile işaretlenerek kalabalıklar dağıtıldıktan sonra yakalanma işlemlerinin yapılabilmesi gösterilmiştir. 

 

5.            Aynı maddenin yedinci fıkrasında polisin silah kullanma yetkisinin sayıldığı hallere ekleme yapılmıştır. Eklenen bent ile polis; kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde silah kullanmaya yetkili hale gelmiştir. Kanun tasarısında düzenlemenin amaçları arasında ‘‘son zamanlarda polise, vatandaşa ve toplu taşıma araçlarına atılan molotoflarla can kayıpları yaşanması’’ ve ‘‘polisin silah kullanma yetkisini, yasal zeminde daha somut olarak düzenleyerek kanuni şartlara uygun silah kullanan personelin uzun adli süreçlerde mağduriyetini önlemek’’ hususları gösterilmiştir.

 

6.            2559 sayılı Kanunun ek 7. Maddesinde yapılan değişiklikle Telekominikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi (telefon dinlemeleri) hususunda Emniyet Genel Müdürü veya İstihbarat Dairesi Başkanının emri var ise bu yazılı emir hakkında hakimin en geç 24 saat içerisinde karar vermesi gerekirken bu süre 48 saate çıkarılmıştır.

 

7.            Ayrıca iletişimin denetlenmesi kararını vermeye yetkili ve görevli hakim, önceki düzenlemede kolluk biriminin bulunduğu yer itibariyle yetkili olan ağır ceza mahkemesi üyesi iken yapılan değişiklikle ilgili dinleme kararını verme hususunda sadece Ankara ağır ceza mahkemesi üye hakimi yetkili ve görevli kılınmıştır. Kanun tasarısında İletişimin denetlenmesi kararı verilmesinde tek bir mahkemenin yetkili ve görevli kılınması ve bu suretle Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin seçilmesi hususu ‘‘istihbari bilgilerin gizliliğini korunması’’ ve ‘‘daha etkin bir denetim yapılabilmesi’’ amacına dayandırılmıştır.

 

8.            2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun ek 5. Maddesinde yer alan “yirmidört saat” ibaresi “kırk sekiz saat” olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklik ile Jandarma Genel Komutanı veya istihbarat başkanının telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesine ilişkin olarak vermiş olduğu yazılı emir hakkında hakimin en geç 24 saat içerisinde karar vermesi gerekirken, bu süre 48 saate çıkarılmıştır.

 

9.            Ayrıca bir önceki düzenlemeye benzer olarak yetkili ve görevli hakim, talepte bulunan kolluk biriminin bulunduğu yer itibariyle yetkili olan ağır ceza mahkemesi üyesi iken, Ankara ağır ceza mahkemesi üyesi olarak belirlenmiştir.

 

10.          2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunun, hangi durumlarda toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin kanuna aykırı sayılacağını düzenleyen 23. Maddesinde yapılan değişiklik ile toplantı ve gösteri yürüyüşlerine “havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı patlayıcı maddeler ile demir bilye ve sapan” ile katılım sağlanması durumunda toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırı sayılacağı belirtilmiştir.

 

11.          2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun “Toplantı ve yürüyüşe silahlı katılanlar” başlıklı 33. Maddesinde değişiklik yapılmıştır. Eski düzenlemeye göre kanunda sayılan silah veya araçları taşıyarak toplantıya katılanlara, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilebiliyordu. Ancak yeni düzenleme ile kanunda sayılan silah ve araçları taşıyarak toplantılara katılanların yanı sıra kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek katılanlara da ceza verileceği ve bu cezanın 2 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası olacağı öngörülmüştür. Hapis cezasının alt sınırının 2 yılın üzerinde olması bu tip suçlamalardan mahkum olunduğu takdirde cezanın ertelenmesi vb. failin lehine olan müesseselerden faydalanma ihtimalini düşürmekte, doğrudan doğruya hapis cezasının çekilmesi ihtimalini artırmaktadır.

 

12.          Bu hususun yanı sıra aynı maddeye yeni bir bent eklenerek, yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem ve işaret taşıyarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyerek katılanlar ile kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşıyarak veya bu nitelikte sloganlar söyleyerek veya ses cihazları ile yayınlayarak katılanlar altı aydan üç yıla kadar cezalandırılacağı öngörülmüştür.

 

13.          Kanunun 9. Maddesi ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na “Rücu” başlıklı bir ek madde eklenmiştir. Eklenen madde ile toplumsal olaylar esnasında kamu mallarına verilen zararlar ile gerçek veya tüzel kişilerin mallarına verilen zararların Devlet tarafından karşılanması halinde, ilgili İdareye ödeme nedeniyle sorumlulara rücu etmek imkanı tanınmıştır.

 

14.          Kanunun 10. Maddesi ile ise 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun “Terör örgütleri” başlıklı 7. Maddesinde değişiklik yapılmıştır. Maddeye eklenen fıkra ile terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı ve bu suçu işleyenlerin cebir ve şiddete başvurmaları ya da her türlü silah, molotof ve benzeri patlayıcı, yakıcı ya da yaralayıcı maddeler bulundurmaları veya kullanmaları halinde verilecek cezanın alt sınırı dört yıldan az olamayacağı belirtilmiştir.

 

15.          5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. Maddesinde uyarıcı ve uyuşturucu maddelerin imal ve ticareti yasaklanırken işbu değişiklik ile maddeye uyuşturucu ve uyarıcı maddenin -halk arasında bonzai olarak bilinen- sentetik kannabinoid türevleri olması halinde verilecek cezanın artırılacağı belirtilmiştir. Kamuoyuna düzenleme hakkında yapılan bilgilendirme esnasında vurgulanan bonzai maddesi Kanunda bu şekilde  yer bulmuştur. Ayrıca suç olarak tanımlanan uyuşturucu madde imal ve ticaretinin okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umama açık yerlerde gerçekleşmesi halinde verilecek olan cezanın yarı oranında artırılacağı belirtilmiştir.

 

16.          5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191.maddesinde yer alan ‘‘Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak’’ suçunda belirtilen eylemlerin okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umama açık yerlerde gerçekleşmesi halinde verilecek olan cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlemesi getirilmiştir.

 

17.          Kanunun 13. Maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun “Gözaltı” başlıklı 91. Maddesinde değişiklik yapılmıştır. Eski düzenlemeye göre kolluk tarafından yakalanan bir kişi hakkında gözaltına alma kararı sadece Cumhuriyet Savcısı tarafından verilebilirken yeni düzenleme ile mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirlerine de bu yetki tanınmıştır. Suçüstü halleriyle sınırlı olmak kaydıyla toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar, kasten öldürme, kasten yaralama ve madde kapsamında sayılan diğer suçlarda yakalanan kişi hakkında kolluk amirleri tarafından 24 saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilecektir. Şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda ise yakalanan kişi hakkında kırk sekiz saate kadar kolluk amirleri tarafından gözaltına alınma kararı verilmesi mümkündür.Getirilen düzenleme ile gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması halinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine en geç yukarıda belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilmesi ve talimatı doğrultusunda hareket edilmesi belirtilmiştir.

 

18.          Kanunun 14. Maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun  “Tutuklama nedenleri” başlıklı 100. Maddesinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan bu değişiklik uyarınca 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde belirtilen toplantı ve gösteriye ‘‘silahlı katılmak’’, ‘‘yüzü kısmen veya tamamen bez vs.unsurlarla örterek’’ katılmak; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar da eklenmiş ve bu suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe var ise kişi hakkında tutuklama kararı verilebileceği belirtilmiştir.

 

19.          5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11. maddesine yapılan eklemeler ile Bakanlar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanı onayı ile atanan ve İçişleri Bakanlığına bağlı olan Valilere verilmiş yetkiler genişletilmiştir. Buna göre Vali, lüzumu halinde, kolluk amir ve memurlarına suç faillerinin bulunması için gereken emirleri verebilir. Ayrıca vali, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla aldığı tedbir ve kararların uygulanması için bütün kamu kuruluşlarının itfaiye, ambulans, çekici, iş makinesi ve tedbirlerin zorunlu kıldığı diğer araç ve gereçlerden yararlanabilir. Kamu kurum ve kuruluşları, valinin bu konudaki emir ve talimatlarını yerine getirmek zorundadır. Aksi takdirde vali, emir ve talimatlarını kolluk aracılığıyla uygular.

 

20.          Kanunun 16. Maddesi ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunun 66. Maddesine kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini tehlikeye düşürecek toplumsal olayların baş göstermesi halinde Vali tarafından kamu düzenini sağlamak amacıyla verilen karar ve tedbirlere aykırı davranılması durumunda, eski düzenlemeye göre mevcut olmayan, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Ancak öngörülen hapis cezasının hangi tedbirlerin ihlalinde söz konusu olabileceği, bir başka deyişle suçun hangi eylemlerle işlenebileceği açıkça ifade edilmemiştir. Düzenlemenin önceki halinde İl genel kurulu veya idare kurulları yahut en büyük mülkiye amirleri tarafından kanunların verdiği yetkiye istinaden verilen kararlara uyulmaması halinde ilgililer hakkında sadece kabahatler kanunu uyarınca para cezası uygulanacağı yer almaktadır.

 

 

Egemenoğlu Hukuk Bürosu

Levent Mahallesi Altzeren Sokak No:1 Levent - Beşiktaş 34330, İstanbul Türkiye

Egemenoğlu Hukuk Bürosu Her Hakkı Saklıdır.

E-Bülten Üyeliği